Arap Camii, Mescid-i Aksa ve Ayasofya

1048 yılında Selçuklular ile Doğu Roma devleti arasında ilk savaş vuku bulur. Pasinler Savaşı. Mücadelede Gürcülerle ortak olan D. Roma kuvvetleri, Selçuklu melikleri İbrahim Yinal ve Kutalmış’ın ortaklaşa idare ettiği kapışmadan galip çıkar.

İbrahim Yinal, esir ve ganimetlerle Rey’e döndüğünde Sultan Tuğrul ona ödül olarak 400 bin dinar altın vermek isterse de melik bunu reddeder ve toprak talebinde bulunur. Sultan, Selçuklu Melikinin kendisine başkaldırmasından korkmaktadır ve haliyle melikin bu tutumundan çok rahatsız olur. Nitekim olaydan 11 sene sonra İbrahim Yınal, Sultana isyan edince bedelini hayatıyla öder. Böylece Sultan Tuğrul, merkezi idare iddiasından vaz geçmediği gibi sorun çıkartan vefat etmiş amcası Arslan Yabgu’nun oğlundan ebediyen kurtulmuş olur.

        Diğer yönüyle Pasinler Savaşı, sonrası imzalanan iki maddelik Pasinler anlaşmasının ikinci maddesi günümüzde İsraillin aşırı sağcı bakanın Kudüs’te Mescid-i Aksa’da sinagog yapmak istiyoruz çıkışıyla ilgilidir. Şöyle ki:

        İstanbul’da ilk cami Emevilerin13 ay süren İstanbul’u ilk kuşatmaları esnasında komutan kuşa Mesleme bin Abdulmelik tarafından yaptırılır. Kuşatma kaldırılırken Bizans İmparatoru Leon ile yapılan anlaşma metninde, Emevi Komutanı Mesleme’nin inşa ettiği bu camiye dokunulmaması en mühim şart olarak ileri sürer. Mesleme, İmparatora şu mektubu yazar.  Emir Mesleme bin Abdulmelik’ten Rum Kralı Leon’a: “Ben ülkenden ayrılmaya karar verdim. Sana bu muazzam mescidimi bir emanet olarak bırakıyorum. Sakın bir taşını ya da bir çöpünü yerinden oynatmaya kalkışma. Diğer binalar hakkında bildiğini yap. Eğer aksini yaparsan Allah adına yemin ederim ki tekrar döner ve Allah canını alana kadar ordularımla üzerine yürürüm…”

     İmparator Leonise cevabi taahhütnamesini şöyle bildirir. “Zelil kulunuz Alyon’dan (Leon’dan) Emir Mesleme İbn-i Abdülmelik’e “Mektubunuzu anladım, duydum ve itaat ettim. Siz,  Rum diyarından çıkana kadar adadan çıkmıyorum. Mescide gelince, Haç ve Rabbimiz Hz. İsa adına yemin ederim ki, ben bu saltanatta olduğum sürece Mescidin hiçbir taşına veya çöpüne dokunulmayacaktır. Hatta ben yaşadığım sürece Rumların bu mescide girmesini yasakladım…” 

    

Arap camii ya da diğer adıyla mescidi Konstantiniyye

Arap Camii ya da Konstantiniyye Mescidi.

Bugünkü Karaköy semtinde Müslüman Arap baskısıyla Roma idaresi bir camii inşa ettirir. Camiinin adı da bugüne Arap Camii (Mescid Kostantiniyye) olarak gelmiştir.  (https://kolayarapca1.wordpress.com/wp-ntent/uploads/2019/12/arapcami-1.jpg)

İşte bu Arap Camii’nin varlığından haberdar olan Sultan Tuğrul’un şartı;                   

         Binanın onarılması ve  Arap camiinde Cuma namazı kılınması ve hutbede Şii Fatımi Halifesi adına değil Abbasi Halifesi ve Selçuklu sultanı adına hutbe okunması’dır.

          Sultan Tuğrul’un açıkladığımız talebi aslında gizli siyasi amaç ve hedefler barındırır. Zira o güne kadar Doğu Roma İmparatorluğu Fatımi Hilafeti ile ilişki kurmuş ve Abbasi Halifeliğini siyaseti gereği yok saymıştır. Sünniliğe karşı Şiiliği desteklemiştir. Sultan Tuğrul öne sürüp kabul ettirdiği şartı üzerinden, hem Doğu Roma imparatorluğunu dış politikasında köklü bir değişikliğe mecbur kılmış hem de Sünni İslam dünyasının koruyuculuğunu ve liderliğini üstlendiğini açıklamıştır.

         Anlaşmasının son ve ikinci maddesi daha da ilginçtir. “Arap Camii minberinin alnına Büyük Selçuklu Devletinin amblemi olan ok ve yayın konması” istenir. Anlaşılmaktadır ki, Selçuklular siyasi anlamda hem Roma’yı itaate zorlamışlardır hem de gözlerinin İstanbul’da olduğunu bu şekilde göstermişlerdir. Türk tarihinin sonrası yüzyılları boyunca -ta ki İstanbul’un fethine kadar- Doğu Roma ile çarpışan her Türk devleti, bu Arap Camiinde hutbe okunması isteğini yeniler. Hatta Doğu Roma idaresi güçlü veya Türk baskısı azaldığı demlerde Camii’yi defalarca kiliseye çevirdiği için Türkler de her seferinde önce yeniden camiye dönüştürülmesi ve sonra Cuma hutbesi okutulması namaz kılınması taleplerinde bulunmuşlardır.

Mescid-i Aksa ve Kubbetus sahra

Mescidi Aksa ve Kubbetüs Sahra

          Son günlerde İsrail'in aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir’in işgal altındaki Doğu Kudüs'te yer alan Mescid-i Aksa'da bir sinagog inşa etmek istiyorum, demeci akıllara Arap Camii olayını getiriyor. Hiç istemeyiz ama eğer böyle bir girişim gerçekleşir ve engellenemez ise geleceğe dönük Orta Doğu gündemine ve Türk dış işleri ajandasına Mescid-i Aksa’daki korsan sinagogu yıktırma hedefi eklenebilir. Akıl yürütmeyi bir adım daha ileri taşırsak İsrail, Arap Camii örneğini veya en azından Ayasofya Camii uygulamasını ortaya koyup, Kudüs’ü fetih ettim ve fetih hakkı olarak istediğim tasarrufta özgürüm, diyebilir.    12.09.2024

Kaynakça

  1. https://hyetert.org/2019/07/25/istanbulda-1302-yillik-kadim-arap-camii-etrafinda-donen-entrikalara-dair/
  2. Büyük Selçuklu Devleti Talha UĞURLUEL
  3. https://kolayarapca1.wordpress.com/wp-ntent/uploads/2019/12/arapcami-1.jpg)

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir